Gemlik Ormanlarında Bir Günlük Kaçış
Bazen şehir hayatının gürültüsünden uzaklaşmak insana iyi geliyor. Gemlik’teki el değmemiş ormanlar, tam da böyle bir kaçış noktası. Bursa’nın bu şirin ilçesinde, denizin hemen yanı başında tertemiz bir doğa sizi bekliyor. Ben de geçen hafta sonu oraya gittim ve gerçekten unutulmaz bir gün geçirdim.
İstanbul’dan arabayla yaklaşık iki buçuk saatte varıyorsunuz. Yol boyunca Marmara Denizi’ni izlemek bile insanı rahatlatıyor. Gemlik’e gelince ilk dikkat çeken şey, yeşilin her tonunun bir arada oluşu. Ormanlar o kadar sık ki, sanki el değmemiş gibi duruyor.
Gemlik Ormanlarının Doğal Zenginliği
Gemlik ormanları, aslında Karadeniz iklimiyle Akdeniz ikliminin geçiş bölgesinde yer alıyor. Bu yüzden bitki çeşitliliği oldukça fazla. Kestane, meşe, çam ve ıhlamur ağaçları yan yana büyüyor. Alt katmanda ise yaban mersini, böğürtlen ve çeşitli şifalı otlar görebilirsiniz.
Ormanda yürürken birdenbire karşınıza çıkan küçük dereler var. Suyu buz gibi. Bir ara ayakkabılarımı çıkarıp dereye soktum, o an bütün yorgunluğum geçti. Böyle küçük detaylar insanı hayata bağlıyor.
El Değmemiş Ormanlarda Yürüyüş Rotası
Benim tercih ettiğim rota, Gemlik’in güneyindeki Haydariye köyünden başlayan patika. Yaklaşık 7 kilometrelik hafif-orta zorlukta bir yürüyüş. İlk 2 kilometresi biraz dik ama sonra harika bir plato başlıyor. Buradan Gemlik Körfezi’nin muhteşem manzarasını izleyebiliyorsunuz.
Yol boyunca kuş seslerinden başka bir şey duymuyorsunuz. Kızıl şahin, alakarga, ispinoz… Hepsi kendi konserini veriyor. Bir ara durup sadece sesleri dinledim. Telefonu sessize almıştım, o kadar güzel bir huzurdu ki.
Ormanda Bulabileceğiniz Şeyler
Doğru mevsimde giderseniz yabani meyvelerle karşılaşabilirsiniz. Özellikle yaz sonu ve sonbahar başı Gemlik ormanları mantar cennetine dönüşüyor. Ama mantar toplamak istiyorsanız mutlaka uzman biriyle gitmenizi öneririm. Çünkü zehirli mantarlarla yenilebilir olanlar bazen çok benziyor.
Benim bulduklarım arasında yabani ahududu ve kuşburnu da vardı. Yanımda götürdüğüm küçük bir kavanoza birkaç avuç doldurdum. Eve dönünce çayını yaptım, tadı hâlâ aklımda.
Yanınıza Almanız Gerekenler
Böyle bir güne çıkmadan önce birkaç şey hazırlamak önemli. Öncelikle rahat ve su geçirmeyen ayakkabı şart. Orman zemini bazen kaygan olabiliyor. Bol su, hafif atıştırmalıklar, yağmurluk (Gemlik’in havası biraz değişken), güneş kremi ve powerbank almanızı tavsiye ederim.
İlk defa gidecekseniz mutlaka bir harita uygulaması ya da GPS cihazı kullanın. Sinyal bazen zayıflayabiliyor. Ben yanımda bir de küçük ilk yardım kiti götürdüm. Neyse ki kullanmadım ama içim rahattı.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Gemlik ormanları koruma altında olan bölgeler içeriyor. Bu yüzden ateş yakmak, çöp bırakmak ve bitki toplamak kesinlikle yasak. Lütfen doğadan sadece fotoğraf ve anı alın.
Ayrıca yaban hayvanları da var. Yaban domuzu, tilki, tavşan ve bazen kurt izlerine rastlayabilirsiniz. Onları rahatsız etmemek en doğrusu. Sessiz olun, yüksek sesle konuşmayın.
Ormanda Piknik ve Mola Yerleri
Yürüyüşün yaklaşık ortasında harika bir düzlük var. Burası yerel halk arasında “Çamlı Yayla” olarak biliniyor. Eski bir çeşme ve birkaç piknik masası mevcut. Ben burada mola verip getirdiğim sandviçleri yedim. Etrafta sadece ağaçlar ve kuşlar vardı. O an “keşke her hafta sonu buraya gelsem” diye düşündüm.
Eğer kalabalık bir grupla gidiyorsanız burası gayet ideal. Fakat tek başınıza ya da iki kişiyseniz daha sakin bir nokta bulmanız da mümkün.
Gemlik Ormanlarına Nasıl Gidilir?
İstanbul’dan İznik yönüne giden yoldan saparak Gemlik’e ulaşıyorsunuz. Arabayla geldiyseniz Haydariye veya Şükriye köylerine kadar çıkabilirsiniz. Toplu taşıma ile gitmek isterseniz Bursa’dan Gemlik’e otobüsler sık çalışıyor. Sonra da köy minibüsleriyle orman yoluna yaklaşabilirsiniz.
Yaz aylarında özellikle hafta içi gitmenizi öneririm. Hafta sonları biraz daha kalabalık olabiliyor.
Unutulmaz Bir Günün Sonu
Akşama doğru ormandan çıkarken gün batımını tepeden izledim. Kızıl turuncu ışıklar denizin üzerinde dans ediyordu. O manzarayı kelimelerle anlatmak gerçekten zor.
Gemlik’teki el değmemiş ormanlar, aslında ne kadar yakınımızda olduğunu unuttuğumuz bir cennet. Ne lüks otellere ne de pahalı tatillere gerek var. Bazen sadece iyi bir ayakkabı, su ve biraz cesaret yeterli.
Siz de mümkün olan en kısa sürede kendinize böyle bir gün hediye edin. Çünkü doğa her zaman açık ve her zaman şifalı. Sadece onu ziyaret etmeyi bilmek gerekiyor.
Ben o günden beri her stresli hissettiğimde o ormanın kokusunu, o sessizliği ve o temiz havayı hatırlıyorum. Umarım siz de aynı duyguyu yaşarsınız.